Connect with us

Tarih boyunca dünyanın en korkulan hastalıklarından biri olan cüzzamın insanlarda yarattığı tahribatlar nedeniyle günahlarına karşılık ilahi bir ceza olduğuna bile inanılan devirler olmuş ve hastalar daima toplum dışına itilmişlerdir. Oysa bulaşıcılığı son derece düşük ve klinik tablosunun ilerleyişi son derece yavaştır. Ama bugün hala dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar ve sürekli göçler gibi nedenlerle cüzzamın kökü kazınamamaktadır.

Bu nedenle, her yıl Ocak ayının son haftası Cüzzam haftası ve her son pazarı Dünya Cüzzam Günü olarak değerlendirilir. Hastalığı tanıtan ve korunma yollarını anlatan çeşitli etkinlikler düzenlenir.

Tarih boyunca dünyanın en korkulan hastalıklarından biri olan cüzzamın insanlarda yarattığı tahribatlar nedeniyle günahlarına karşılık ilahi bir ceza olduğuna bile inanılan devirler olmuş ve hastalar daima toplum dışına itilmişlerdir. Oysa bulaşıcılığı son derece düşük ve klinik tablosunun ilerleyişi son derece yavaştır. Ama bugün hala dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar ve sürekli göçler gibi nedenlerle cüzzamın kökü kazınamamaktadır.

CÜZZAM HASTALIĞI NEDİR?
1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam basili (=Hansen Basili veya Mycobacterium cüzzame) tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.
Cüzzam, Cüzam, lepra, hansen hastalığı aynı anlama gelmektedir.

Çocuklar hastalığa karşı daha duyarlıdır. Kuluçka süresi 3-12 yıl arasında değişir; ortalama 2-4 yıldır. Belirtilerin görülmesi bazen 25 yılı bulabilir. Hastalık belirtileri, hafif deri belirtisinden, geniş yayılımlı çevresel sinir sistemi, göz, kemik, adale ve diğer dokuların tutulduğu, şekil bozuklukları ve sakatlıkların geliştiği bir tabloya kadar değişir.

Hastalık bugün Avrupa’da Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs ve Güney Rusya’da endemik olarak bulunmaktadır.

Cüzzam; yol açtığı fonksiyon kayıpları, sosyal damgalanma ve dışlanma gibi etkileri nedeniyle özel bir sağlık problemidir. 1980’li yılların başlarından bu yana yapılan etkili kampanyalar ve tedavide birden fazla ilacın birlikte kullanılması ile 16 milyondan fazla hasta tedavi edilmiş ve hasta sayısı önemli ölçüde azalmıştır. Dünyadaki cüzzam hastalarının çoğu Güneydoğu Asya, Afrika ve Batı Pasifik bölgesindendir. 2012 yılında dünyada yeni tanı alan hasta sayısı 232.857’dir.

Cüzzam veya Lepra, Hansen basili (Mycobacterium leprae) adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen, bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak bulaşma ihtimali yok denecek kadar azdır bu nedenle uzun yıllar bulaşıcı bir hastalık olarak kabul edilmemiş ancak halk arasında en az veba kadar bulaşmasından korkulan bir hastalık olmuştur.

CÜZZAM TÜRLERİ; Cüzzam hastalığı, vücudun direncine bağlı olarak birbirinden ayrılan iki ana tip ve iki ara tip olarak sınıflandırılır. Ana tipler Lepramatöz ve Tüberküloit  tip, ara tipler ise Borderlein ve İndetermine tip cüzzamlardır.

Lepramatöz Tip Cüzzam
Cüzzamın en kötü tipidir. Vücut direnci tamamen hasarlıdır. Hastalık etkeni basiller çok sayıda ve etkindirler. Küçük, çok sayıda ve gövdede simetrik olarak yayılmış, sınırları keskin olmayan, parlak bakır kırmızısı renginde lekeler söz konusudur. Bu lekelerin olduğu deri bölgeleri zamanla duyu kayıplarına uğrarlar. Yüz, ense, memebaşı ve üreme organlarında yerleşen, leprom adı verilen sert açık kahverengi lekeler belirir. Yüzde, yerleştiklerinde arslan yüzü denilen yüz görünümünü ortaya çıkarırlar. Lepromlar ayrıca semer burun denilen burun çöküntüsüne, damak delinmesine, göz kapaklarının düşmesine, ses kısıklığına, parmakların kendiliğinden kopmasına da yol açarlar. Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.

Tüberküloit Tip Cüzzam
Bu tür cüzzam çoğunlukla çevresel sinir sistemini etkiler. Yüz felci meydana gelebilir. El kaslarına gelen bazı sinirlerin felci sonucu pençe el görünümü ortaya çıkar. Duyu sinirlerinin felci sonucu ısı temas ve ağrı hislerinin ortadan kalkması söz konusudur. Terbezleri de çalışamadığından deride kuruluk giderek artar ve deri dökülmeye başlar. Bu sinirlerle ilgili belirtilerden başka deride dağınık olarak birkaç tane küçük leke bulunabilir.

Borderline Tipi Cüzzam
Lepramatöz ve Tüberküloit tipler arasında bir tiptir. Gelişim olarak iki tipten birisine daha yakın olur. Hangi tipe doğru gidiyorsa o tipin özellikleri daha belirgin olmaktadır.

İndetermine Tip Cüzzam
Genellikle bir tek leke şeklinde kendisini gösterir. His bozukluğu da gösteren bu leke etrafa doğru yayılabilir veya ortası iyileşebilir.

CÜZZAMDAN KORUNMA VE TEDAVİ

Günümüzde cüzzam korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Tanı koyulduğunda tedavisi kesin olarak yapılabilmektedir. Birçok hastalıkta olduğu gibi erken tanı önemlidir. Erken tanı yapıldığı durumlarda hiçbir kalıcı sakatlık oluşmadan tedavi mümkündür. Tedavi bakterinin duyarlı olduğu antibiyotikler ile yapılır. Hastalık yetişkinlere bulaşmaz ancak hastalara yakın çevredeki çocukların hastalıktan korunması düşünülebilir. Çocukların hastalık olan çevreden uzaklaştırılmaları en uygun tedbirdir.

 

Yaklaşık 2 yıldır SÜPER AKTÜEL sitesinde editorlük yapan Cemil YILDIRIM, BİLİM ve SAĞLIK köşesinde yazılar yazmaktadır.

Advertisement

GÜNCEL

Cumhuriyet Bayramı

Published

on

Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta kutlanan bir millî bayramdır.

Cumhuriyetin İlanı

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Osmanlı hükümeti tarafından, bölgede düzeni sağlaması için devletinin bir gemisi ile Samsun’a gönderilmiştir. Ülkenin çoğu ilinde kongreler düzenlemiş ve “Tek bir egemenlik var, o da milli egemenliktir. Milletin egemenliğini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcilerini 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplamıştır. Meclis Mustafa Kemal Paşa’yı ‘Meclis Başkanı’ seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi, Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. Halk ve düzenli ordular düşman kuvvetlerine karşı savaş vermiş, omuz omuza mücadele etmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından TBMM 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmıştır. Padişah Vahdettin, vatan haini ilan edilmiş ve yurdu terk etmiştir.

24 Temmuz 1923 günü İsviçre’nin Lozan şehrindeki Lozan Üniversitesi’nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri Lozan Barış Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşma ile yeni bir devletin temelleri atılmış fakat devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemiştir.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos’ta ilk toplantısını yapmıştır ve 13 Ekim’de Ankara, başkent ilan edilmiştir. Bu dönemde Atatürk, egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Atatürk 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırmış ve “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz,” demiştir.

29 Ekim günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan “Cumhuriyet” önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne vermiştir. Meclis önergeyi kabul etmiştir ve böylece Türkiye Devleti’nin yeni yönetimi biçimi Cumhuriyet, yeni ismi “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak belirlenmiştir. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Halk da cumhuriyetin ilanını sevinç ve coşku ile karşılamıştır.

Cumhuriyette, Atatürk’ün de söylediği gibi, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde, yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler, yasaları tasarlar ve yöneticileri ulus adına denetler. Ulus, seçimle yöneticileri seçebilir.

Bayram Olarak Kabul Edilişi
29 Ekim 1923’te TBMM, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)’nda yaptığı değişiklikle, devletin yönetim biçimini cumhuriyet olarak ilan etmiştir. Aynı gece bu ilan, atılan 101 pare top ile kutlanmıştır. 1924 yılında ise cumhuriyetin ilanı şenliklerle kutlanmıştır.

2 Şubat 1925’te, Hariciye Vekaleti’nce (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim’in bayram olması önerilmiştir. Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelenmiş ve 18 Nisan’da karara bağlanmıştır. 19 Nisan’da ise teklif TBMM tarafından kabul edilmiştir. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, 1925’ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde bayram olarak kutlanmaya başlamıştır.

Continue Reading

GÜNCEL

Türk Dünyası Filmleri Günü

Published

on

Türk Dünyası Filmleri Günü, ilk kez 8. Ankara Film Festivali kapsamında gösterilen filmler ile birlikte kutlanmıştır. Kısa Türk Dünyası Filmleri Günü şiirleri için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. 1996 yılından itibaren kutlanılmaya başlayan Türk Dünyası Filmleri Günü, her yılın 19 Mart tarihinde kutlanır.

Continue Reading

GÜNCEL

Dünya Tüketici Hakları Günü

Published

on

15 Mart Dünyada aslında Dünya Tüketici Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarihin, yani 15 Mart’ın Dünya Tüketici Hakları Günü olarak anılmasının sebebi aslında, 15 Mart 1962 yılında ABD’nin o dönemdeki başkanı John Fitzgerald Kennedy’nin Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada ilk kez Tüketici Hakları diye bir kavramdan söz etmesi sebebiyle başlamıştır. 1985 yılında ise Birleşmiş Milletler aldığı kararla bu konuşmanın yapıldığı tarihi, yani 15 Mart’ı Dünya Tüketici Hakları günü ilan ediyor ve Uluslar arası tüketici örgütleri de bu günü her yıl kutlamaya devam ediyor. Uluslar arası Tüketici Örgütü’nün Dünyanın 105 ülkesinde üyesi bulunmaktadır

15 Mart 1962 yılında ABD’nin o dönemdeki başkanı John Fitzgerald Kennedy’nin Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada ilk kez Tüketici Hakları diye bir kavramdan söz etmesi sebebiyle dünyada Dünya Tüketici Hakları olarak kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler ise 1985 yılında aldığı bir karar ile bu konuşmanın yapıldığı tarihi, yani 15 Martı Dünya Tüketici Hakları ilan ederek resmileştirmiştir. Ülkemizde Dünya Tüketiciler Günü adıyla kutlanmakta olup, ayrıca 15-21 Mart tarihlerini içine alan haftada da Tüketici Haftası kutlanmaktadır. Bu önemli gün ve haftada sadece tüketicinin nasıl korunacağı ya da tüketici hakları gündeme gelmemekte, topluma tüketicilik hakkında bilgilendirilerek gelecek nesillere sürdürülebilir bir dünya bırakmak amaçlanmaktadır. 2017 yılında Dünya Tüketiciler Hakları Günü ya da Dünya Tüketici Günü 15 Mart Çarşamba günü; Tüketici Haftası ise 15 Mart Çarşamba ile Salı günleri arasındadır.

Continue Reading

POPÜLER BİLGİLER