Connect with us

Türkiye’nin 1953 yılında üye olduğu eski adı Gümrük İşbirliği Konseyi olan “Dünya Gümrük Örgütü”‘nün ilk defa toplandığı 26 Ocak 1953 tarihi dikkate alınarak her yıl 26 Ocak  tarihinde “Dünya Gümrük Günü” kutlanmaktadır. 179 üyesiyle dünya ticaretinin %98’ini gerçekleştirmekte olan Dünya Gümrük Örgütü her yıl 26 Ocak tarihinde farklı bir tema belirlemekte olup, 2016 yılındaki temasını “Dijital Gümrükler: Gittikçe Artan Katılım” olarak belirlemiştir.

Dünya Gümrük Günü Anlam ve Önemi

Gümrük sözcüğü, Osmanlı döneminden gelen “Lehçe-i Osmaniye” adlı terimler sözlüğünde Rumca kökenli olup ticaret mallarından alınan vergiler olarak karşılık bulmuştur. Ama kelimenin buradan değil de Latince “Commercium” (ticaret anlamına gelir) kelimesinden geldiği ortaya çıkmıştır. İngilizce “Customs”, Fransızca ise “Douane” denilmektedir. Ticaret konusunda devrin en gelişmiş ülkelerinden olan Venedik’te ise İtalyanca “Dogana” adı hem bu verginin adı  hem de bu vergiyi toplayan kurumun adı olarak kullanılmıştır.

Dünya Gümrük Günü Ne Zaman Kutlanır?

Dünya Gümrük Günü, Gümrük İşbirliği Konseyi ismiyle kurulan örgütün üye 17 ülke ile ilk toplantısını yaptığı 26 Ocak 1953 tarihinden dolayı her yıl 26 Ocak günü kutlanır. Merkezi Brüksel’de olan konseyin ismi 1994 yılında  Dünya Gümrük Örgütü (İngilizce World Customs Organization-WCO, Fransızca ise Organisation Mondiale des Douanes-OMD) değiştirilmiştir. Örgütün resmi dili İngilizce ve Fransızcadır.

Türkiye’nin Gümrüğe Girmesi

Türkiye örgütün kurucu üyeleri arasında olup 29 Ocak 1953 tarih ve 8321 sayılı resmi gazetede yayınlanan anlaşma metni ile dahil olmuştur. Dünya Gümrük Örgütü’nün amacı üye ülkeler ve uluslararası kuruluşlar arasında eşya ticareti ve insan geçişi konusunda mevzuatı en basite indirgeyerek, işbirliği ve eşgüdümü sağlamak için gerekli tedbirleri almaktır. Ülkemizde bu konuda ki çalışmalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Türkiye’den örgüt bünyesinde bir teknik görevli ve bir de teknik ateşe düzeyinde iki kişi çalışmaktadır.

Örgütün Tema Çalışmaları

Dünya Gümrük Örgütünün şu an 179 üyesi mevcuttur. Bu üye ülkeler dünya ticaretinin %98’ini elinde bulundurmaktadır. Gümrük ile ilgili gelişimleri sağlamaya çalışan örgüt, aynı zamanda gümrük suçları ile de mücadele etmektedir. Dünya Gümrük Örgütü her yıl farklı bir tema belirlemektedir. Bu tema doğrultusunda farkındalık yaratmak için dünyada ve ülkemizde lokal boyutta bir çok etkinlik yapılmaktadır. Ticaret kurumları ve yerel yönetimler ziyaret edilmekte, küçük yaşlarda bu kavramı geliştirmek için öğrenciler ziyaret edilip çeşitli hediyeler verilmektedir. 2016 yılında  “Dijital Gümrükler: Gittikçe Artan Katılım” teması işlenmiştir. Dünya Gümrük Günü bu yıl 26 Ocak 2017 Perşembe günü kutlanacaktır.

Uluslararası ticaretin geliştirilmesinde ve engellerin kaldırılmasında, günümüze değin önemli görevler üstlenen ve 1 Ekim 1994 tarihinden itibaren de adını “Dünya Gümrük Örgütü” (World Customs Organization-WCD)olarak değiştiren “Gümrük İşbirliği Konseyi“ (Conseil de Cooperatıon Douaniere C.C.D) ilktoplantısını gerçekleştirdiği 26 Ocak 1953 tarihinden esinlenerek, her yıl 26 Ocak gününü, DÜNYA GÜMRÜK GÜNÜ olarak ilan etmiştir.

Gümrük Kavramı, ilk çağlardan itibaren uzun yıllar,mali nitelikli bir vergi türü olarak anlaşılmış ve yorumlanmıştır.Ancak başlangıçta ulaşım imkanları elverişli şehir ve bölgeler arasında yapılanticaret ve mal mübadelesi, milli nitelikli devletlerin kurulmasıyla uluslararası ekonomik ilişkilere dönüşünce, eski anlayış ve yorumlar zaman içinde geçerliliğini yitirmiştir.Özellikle sanayi devriminden sonra gümrük rejimlerinin; ticaretin yönlendirilmesinde, ulusalekonomilerin, uluslararası ticaretten daha fazlapay almasında, ulusal sanayinin gelişmesinde vefaaliyetlerinin teşvik edilmesinde, etkili bir araçolduğu ortaya çıkmış, gümrük vergisi ve kavramıda ekonomik bir içerik kazanmıştır.

Ancak zaman içinde gümrük rejimleri ve formalitelerinin karmaşık yapısının yanı sıra, gittikçeegemen olmaya başlayan himayeci görüşlerin;uluslararası mübadeleyi zorlaştırdığı ve ticaretingelişmesine engel olduğu görülmüştür.Bu durum;1900 lü yılların başından itibaren, gümrük mevzuatı ve formaliteleri konusunda, uluslar arasındabir uzlaşma zorunluluğunu hep gündeme getir-miştir. Nitekim ilk defa 1922 yılında “Milletlerarası Ekonomik Konulara İlişkin Konferans” düzenlenmiş, fakat bu konferansta alınan, yasakların kaldırılması ve formalitelerin basitleştirilmesi kararları ise uygulamaya konulamamıştır.
 
İkinci Dünya Savaşından sonra tekrar başlatılan bu çalışmalar nihayet 1947 yılında olumlu bir sonuca ulaşmış ilk defa bir uluslararası ticaretkod’u, “Gümrük Tarifeleri ve Ticaret GenelAnlaşması” ( GATT) Cenevre’de imzalanmıştır. Yine aynı yıl, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 13 ülkenin ortak katkılarıyla “Avrupa Gümrük Birliği Çalışma Grubu” oluşturulmuştur. Çalışma grubunun; gümrük formalitelerini incelemek ve bunlar arasında mukayeseler yapmak,uygulanabilir ortak norm’lar tespit etmekle görevlendirdiği Gümrük Komitesi, ortak bir Gümrük Tarife Cetveli ve ortak bir Gümrük Kıymet Tanımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırırken, aynı zamanda, bu sorunlarla devamlı meşgul olacak, çözüm önerileri geliştirecek daimi bir “Gümrük Konseyi” oluşturulması düşüncesi de pekişmeye başlamıştır. Nitekim 15 Aralık 1950 tarihinde, Belçika’nın başkenti Brüksel’de imzaya açılan 3 önemli uluslararası sözleşmelerden biri de “Gümrük İşbirliği Konseyinin Kuruluşuna İlişkin Sözleşme” olmuştur. Sözleşmeyi ilk imzalayan 17 ülkeye daha sonra diğer ülkelerde katılmış, 1953 yılında da Türkiye, Gümrük İşbirliği Konseyi Kurulmasına İlişkin Sözleşmeyi resmen onaylamıştır.

1994 yılından itibaren “Dünya Gümrük Örgütü” adıyla anılan ve halen 168 ülkenin üye olduğu bu uluslararası kuruluşun, resmi çalışma dili İngilizceve Fransızca olup çalışma merkezi de Belçika’nın Brüksel şehridir. Kısaca özetlemek gerekirse, tamamen teknik bir kuruluş olan örgüt; kuruluşundan günümüze değin, gümrük mevzuatının basitleştirilmesi, ahenkleştirilmesi, ülkeler arasında, uygulanabilir ortaknorm’lar tespit edilmesine yönelik yaptığı çalışmalarıyla, uluslararası ticaretin kolaylaştırılmasın OLAYLARA BAKIŞOĞUZ ANTER( Gümrük ve Tekel Bakanlığı E. Müsteşar Yrd.) Dünya Gümrük Günü ve geliştirilmesinde, oldukça başarılı olmuş, önemli katkı sağlamıştır. Bir Genel Sekreter tarafından yönetilen Dünya Gümrük Örgütü; faaliyetlerini; Gümrük Tekniği,Nomanklatör ve Eşya Tasnifi, Gümrük Kıymeti Tespit ve Eğitimi, gibi 3 önemli konuda oluşturduğu Daimi Teknik Komiteler aracılığı ile yürütmektedir. Daimi Teknik Komitelerin hazırlayıp üye ülkeler tarafından onaylanan pek çok uluslararası sözleşmeler arasında; her bir eki birçok gümrük işlemini konu alan ve 31 ekten oluşan KYATO SÖZLEŞMESİ, malların geçici kabulü ile ilgili ATAKARNELERİ SÖZLEŞMESİ, EŞYA TASNİFİ ve GÜMRÜK KIYMETİ ile ilgili sözleşmeler önemli çalışmalar olarak gösterilebilir.

Yaklaşık 2 yıldır SÜPER AKTÜEL sitesinde editorlük yapan Cemil YILDIRIM, BİLİM ve SAĞLIK köşesinde yazılar yazmaktadır.

Advertisement

GÜNCEL

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.

Published

on

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına armağan edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye’nin milli bayramıdır.

23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.

23 Nisan nasıl çocuk bayramı oldu?

TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır.

Continue Reading

GÜNCEL

Dünya Kadınlar Günü

8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Published

on

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı.

Dünya Kadınlar Günü Nedir?

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Bu grev esnasında polis işçilere saldırdı ve onları fabrikaya kilitledi. İşçilerin fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. Ölen işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

Bu olaydan 53 sene sonra, 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Velakin, 8 Mart tarihinin Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak anılması, tam olarak 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.

Türkiye’de Dünya Kadınlar Günü

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.

“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi’nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlanmaya devam edilmektedir.

Continue Reading

GÜNCEL

İstiklal Marşının Kabulü

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif’in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir.

Published

on

TBMM’in açtığı yarışmaya katılan 724 şiir arasından 12 Mart 1921’de Mehmet Akif Ersoy’un şiiri kabul edildi. Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921’de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır.

Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif’in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nı, şiirlerini topladığı Safahat’ına dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

Mehmet Âkif Ersoy, (20 Aralık 1873 – 27 Aralık 1936), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek asıllı olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur’an mütercimi, yüzücü, milletvekili’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı’nın yazarıdır. “Vatan Şairi” ve “Milli Şair” unvanları ile anılır.

Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırât-ı Müstakîm (daha sonraki adıyla Sebîlü’r-Reşâd) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı (1920-1923) yılları arasında Burdur milletvekili olarak 1. TBMM’de yer almıştır. Meclis kayıtlarında adı “Burdur milletvekili ve İslam şairi” olarak geçmektedir.

Kendi döneminde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif’in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif’in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler.

Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırât-ı Müstakîm ve Hâkimiyet-i Milliye’de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45’te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâî vakfına bağışladı.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930’da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır.

Üngör’ün yakın dostu Cemal Reşit Rey’le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin esas sebebi de (Örneğin “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” mısrası ezgili okunduğunda “şafaklarda” sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.

Continue Reading

POPÜLER BİLGİLER