İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası

İnsan hakları, bireylerin salt insan olmakla kazandıkları haklardır. İnsanların, insan olarak taşıdıkları değerin sömürü,  baskı, kıyım ve her türlü doğal güç karşısında korunması ilkesine dayanır.  İnsan haklarına saygı, özgürlük, eşitlik ve sosyal adalet düşüncesi, çoğulculuk ve katılımcılık demokrasi kültürünün temel göstergeleridir. Demokrasi ve insan hakları kültürü; devlet yapısında, toplumsal sistemde ve insan ilişkilerinde çok boyutlu […]

11

İnsan hakları, bireylerin salt insan olmakla kazandıkları haklardır. İnsanların, insan olarak taşıdıkları değerin sömürü,  baskı, kıyım ve her türlü doğal güç karşısında korunması ilkesine dayanır. 

İnsan haklarına saygı, özgürlük, eşitlik ve sosyal adalet düşüncesi, çoğulculuk ve katılımcılık demokrasi kültürünün temel göstergeleridir. Demokrasi ve insan hakları kültürü; devlet yapısında, toplumsal sistemde ve insan ilişkilerinde çok boyutlu olarak gerçekleşir. Her alanda demokratik değer, tutum ve davranışların geliştirilmesi, insanın özgürlüğü ve mutluluğu, toplumsal örgütleşme ve nitelikli vatandaşların yetiştirilmesi demokrasi ve insan hakları kültürünün dinamiğini oluşturur.

Demokrasi ve İnsan Hakları
İnsan hakları ilke ve standartları, cumhuriyet ve demokrasi kültürünü besleyen ve geliştiren bir işleve sahiptir. İnsan haklarına saygı; herkes için insan haklarının ve temel özgürlüklerin sağlanması, uygulanması, işlerlik kazandırılması ve davranışa dönüştürülmesi demektir İnsan haklarına saygı, devletin sorumluluğu olduğu kadar, toplumun ve toplumu oluşturan vatandaşların sorumluğunu da içerir. Ortak yükümlülük ve sorumluluk alanında; hakları sağlama, koruma, ihlalleri önleme, yararlandırma ve geliştirme önem kazanır. Hakları düzenlemek, sistemi kurmak, süreçleri tanımlamak, kurumlar yoluyla işlerlik kazandırmak, değerlendirmek, izlemek ve geliştirmek devletin sorumluluğundadır. Tüm toplum ve bireyler, bilinçli varlıklar olarak insan hakları bilgi ve bilincine sahip olmak, davranışa dönüştürmek ve hayata geçirmek sorumluluğunu taşırlar İnsan haklarının kullanımını gerçekleştirmek, ihlalleri önlemek, korumak ve geliştirmek toplum ve insan yaşamının pratiği içinde sağlanır.

İnsan haklarını bilme hakkı, uygulama sorumluluğu, uygulamasına katılım ve geliştirme kamusal, toplumsal ve bireysel duyarlılığı ve sorumluluğu gerektirir. Demokrasi ve insan hakları kültürü; bir devlet yönetimi biçimi olduğu kadar toplum ve insan için bir yaşam tarzıdır. Kamusal alanda yönetim süreçlerinde insan hakları ilke ve standartlarının temel alınması yanında, toplum içinde, ailede, sosyal çevrede , kentsel ve kırsal yaşam alanlarında, okulda ve başka düzeylerde ilişkileri yönlendirir. Ana-baba-çocuk ilişkileri, öğretmen-öğrenci ilişkileri, çocuk yetişkin ilişkileri ve diğer tüm ilişkiler içinde insan hakları ve demokrasi yaşanmalı, uygulanmalı, özümlenmeli, duyarlılık gösterilmeli, yaparak ve yaşayarak öğrenilmelidir.

İnsan hakları gelişim süreci içinde; kişi özgürlükleri ve siyasal haklar sosyal ekonomik ve kültürel haklar ile katılım ve dayanışma hakları olarak üç aşamada gelişmiştir.

Bütün insanlar özgür doğarlar, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket ederler İnsan hakları ve demokrasi kültürü evrensel olarak insancıl düşünceyi geliştirmiş ve yaygınlaştırmıştır.

Herkese eşit hak sağlanması, ayrımcılığın önlenmesi, eşitlik ve adalet hukuk devleti düşüncesinin gelişimini sağlamıştır. Yaşama, özgürlük ve kişi güvenliği hakları, köleliğin ve işkencenin önlenmesi, yaşamın dokunulmazlığı, uyruk hakkı, evlenme hakkı, mülkiyet edinme ve sahip olma hakkı, düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü, düşünce ve anlatım özgürlüğü, yönetime katılma, sosyal güvenlik hakları, herkesin onurunun ve kişiliğinin serbestçe geliştirilmesi için gerekli düzenin sağlanması ve devletin kaynaklarıyla orantılı olarak gerçekleştirilmesi sorumluluğu birinci kuşak insan haklarının özünü oluşturur.

Temel hak ve özgürlükler, sosyal, kültürel ve ekonomik haklar ise ikinci kuşak hakların alanıdır. Bu alanda; temel hak ve özgürlükler yaşama özgürlüğü, kişi özgürlüğü, kişi güvenliği, köleliğin ve işkencenin önlenmesi düşüncesi genişlemiştir. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti düşüncesi ikinci kuşak haklarla genişlemiştir. Devlet sorumluluğu güçlendirilmiş, eşitlik, adalet, özgürlük, akıl ve vicdan, katılım, kardeşlik, hoşgörü ve barışa dayalı ulusal ve uluslararası düzenin kurulması ve geliştirilmesi esas alınmıştır.

Hakları olan insan ve toplum düşüncesi çağdaş bir gelişme göstermiştir. Sosyal, siyasal kültürel ve ekonomik haklar alanında düzenlemeler benimsenmiş ve gerçekleştirilmiştir. Meslek seçme özgürlüğü, çalışma ve sosyal güvenlik hakları, sosyal yardım ve sosyal hizmetler hakkı, eğitim ve eğitim yoluyla yetişme ve gelişme hakkı, kültür, sanat ve bilim, kişinin topluma karşı ödevleri, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, görüşleri açıklama ve anlatım özgürlüğü, barışçıl amaçlarla toplantı yapma ve dernek kurma hakkı, evlenme ve aile kurma, hak ve özgürlüklerin ihlalini önleme ve hak arama hakkı düzenlenmiştir. Taraf devletlerin yükümlülükleri, uyulmasını sağlayıcı düzenlemeler ile hak ve özgürlüklerin ihlalinde kişisel başvuru hakkı düzenlenmiştir.

Katılım ve Dayanışma Hakları; üçüncül kuşak gelişmeler olarak, çevre, ekoloji ve ekolojik sistem, gelişme sorunları, toplumsal ve uluslararası dengesizlikler, yerel, bölgesel ve evrensel sorunların ele alındığı düzenlemeleri içerir. Çevre hakkı, gelişme hakkı, barış hakkı, insanlığın ortak mal varlığına saygı ve koruma hakkı tanımlanmıştır. Ekolojik denge, çevre koruma, zehirli atıklara karşı mücadele, teknolojik gelişme ve ilerlemelerin insan ve toplum yararına kullanımı, nükleer tehlikeye karşı önlemler, savaşa karşı barışı güçlendirmek, savaş ortamındaki çocukları korumak, halk sağlığını ve çevre sağlığını korumak düşünceleri önem kazanmıştır.
 

Bir cevap yazın

Yükleniyor...